Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Yeşilköy Mahallesi, Türkiye’nin Rainbow Standard’da yer alan ilk karbon projesine ev sahipliği yapıyor. Tarım atıklarını toprağa geri kazandıran yerli iklim teknolojisi girişimi Beaver Nexus; Dünya Bankası’nın SoGreen Projesi kapsamında Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) desteğiyle ilk endüstriyel ölçekli Taşınabilir Odun Reaktörü (TWR) ünitesini devreye aldı. Hayata geçirilen proje, bölgenin en büyük iki tarımsal atık sorunu olan zeytin budama atıkları ile sera atıklarına sürdürülebilir bir çözüm getiriyor.
Tarladaki Atıktan Karbon Kredisine: Köyün Atığı Köyün Kazancı Oluyor
Bölgede bugüne kadar genellikle tarlada yakılan veya çevreye bırakılan bu atıklar; 20 fitlik bir konteynere sığan ve kendi ürettiği piroliz gazıyla şebekeden bağımsız çalışan TWR sisteminde işlenmeye başlandı. Günde yaklaşık 1 ton odunsu biyokütleyi dönüştürme kapasitesine sahip olan yerli üretim teknoloji sayesinde atıklar uzak tesislere taşınmadan doğrudan kaynağında işleniyor; böylece lojistikten kaynaklanabilecek karbon ayak izinin de önüne geçiliyor. Reaktörde işlenen atıklardan elde edilen biyokömür toprağın su ve besin tutma kapasitesini artırırken, odun sirkesi ise doğal bir tarımsal girdi olarak toprağa ve üreticiye katkı sağlıyor
Tarımsal atığını getiren çiftçilere, reaktörden elde edilen biyokömür ücretsiz olarak geri verilirken; Yeşilköy ve çevresindeki üreticilere biyokömürün doğru kullanımı, atık yönetimi ve sürdürülebilir tarım uygulamaları üzerine eğitimler de veriliyor. Projeden elde edilen karbon kredilerinin Rainbow Standard’da tescillenmesiyle birlikte, Kaş’ta toprağa bağlanan karbon uluslararası piyasalarda da karşılık buluyor. Projenin önemini vurgulayan Beaver Nexus Kurucu Ortağı ve CEO’su Altan Türel, vizyonlarını şu sözlerle özetliyor:
“Yeşilköy bizim için bir başlangıç noktası. Burada kanıtladığımız şey çok basit: Köyün atığı, köyün kazancı olabilir. Çiftçimiz toprağını iyileştiriyor, bölge temiz havaya kavuşuyor, Türkiye de karbon giderim piyasasında yerini alıyor. Hedefimiz bu modeli yüzlerce köye taşımak.”
Biochar Türkiye Yorumu: Türkiye’den Neden Bir “BURN” Çıkmasın?
Doğu Afrika merkezli temiz pişirme teknolojileri girişimi BURN Manufacturing; iklim odaklı doğru iş modeli kurgulayan ve karbon kredisini doğrudan süreçlerine entegre eden iklim teknolojisi girişimlerinin nasıl devasa bir küresel etki oluşturabileceğinin en somut örneğidir. BURN’ün 2013’ten bu yana ortaya koyduğu veriler; yalnızca bir teknoloji satışını değil, 38 milyondan fazla insanın hayatına dokunan, 82 milyon ton CO₂ emisyonunu engelleyen, 3,1 milyar dolarlık hane halkı tasarrufu sağlayan ve 58 bin kişiye istihdam oluşturan devasa bir iklim teknolojileri ekosistemini işaret ediyor.
Bu tablo, iklim odaklı projelerin karbon finansmanını doğru bir kaldıraç olarak kullandığında ulusal ve uluslararası ölçekte kendi kendini finanse eden, büyüyen bir güce nasıl dönüştüğünü kanıtlıyor. Nitekim Beaver Nexus, Kaş’ta hayata geçirdiği projeyle bu başarının teoride kalmadığını, sahada somut ve ölçeklenebilir bir karşılığı olduğunu gösteriyor. GCIP/UNIDO Türkiye birincilik ödülüyle başarısını halihazırda tescillemiş olan Türkiye ve Hollanda merkezli girişim; kendini ispatlayan bu modeli, Horizon Europe kapsamında İspanya ve Hollanda’da yeni kurulumlar gerçekleştirmeye hazırlanarak küresel ölçekte büyütmeyi hedefliyor.
100 Girişimle Türkiye’nin Yıllık Emisyonunu Sıfırlamak Mümkün mü?
Bugün Türkiye’nin 2053 “Net Sıfır Emisyon” hedeflerine ulaşmasında yalnızca kamu yatırımları değil; sahada doğrudan atığı kaynağında işleyen, emisyon azaltımı sağlayan veya karbonu bağlayan modüler iklim teknolojileri kilit rol oynayacaktır. BURN’ün yaklaşık 15 yılda ulaştığı 82 milyon tonluk emisyon azaltım potansiyeli (yıllık ortalama 5,5 milyon ton CO₂) göz önüne alındığında ortaya çıkan basit ölçekleme hesabı vizyonun büyüklüğünü kanıtlıyor. BURN ölçeğinde yıllık etki ve finansman modeli üretebilen yaklaşık 100 iklim teknolojisi girişimi, Türkiye’nin yıllık toplam sera gazı emisyonunu (yaklaşık 500-550 milyon ton CO₂) teorik olarak tamamen dengeleyebilecek ve ülkemizi karbon nötr konuma getirebilecek dönüştürücü bir potansiyele işaret etmektedir.
Türkiye’nin Gücü: Sanayi Altyapısı ve Mühendislik Kapasitesi
Türkiye; gelişmiş sanayi ve teknoloji altyapısı, zengin biyokütle potansiyeli ve nitelikli mühendislik kadrosuyla bu tür ölçeklenebilir iklim teknolojisi modellerini hayata geçirmek için gereken tüm potansiyele sahiptir. Kaş’ta devreye alınan Taşınabilir Odun Reaktörü (TWR) örneğinde olduğu gibi; teknolojiyi doğrudan sahaya götüren modüler iklim çözümleri, atıkları sahada çözerek somut bir model sunmaktadır. Bu yaklaşım bir yandan yerel çevre sorunlarını çözerken diğer yandan sertifikalandırılabilir karbon kredisi üreterek uluslararası piyasalarda bağımsız bir ticari değer oluşturmaktadır. İş modellerini uluslararası karbon standartlarına entegre eden yerli iklim teknolojisi girişimleri, geliştirdikleri modelleri küresel düzeyde tescilleyerek Türkiye iklim ekosistemini uluslararası arenaya taşıyacak güçtedir.
Sonuç olarak; doğru karbon kredisi entegrasyonu ve sürdürülebilir iş modelleri sağlandığı takdirde Türkiye, kendi “BURN” ölçeğindeki iklim devlerini çıkarma potansiyeline fazlasıyla sahiptir. Beaver Nexus’un Kaş’ta başlattığı ve bu modeli yüzlerce köye taşıma vizyonuyla güçlendirdiği sıfır atık odaklı bu adım, Türkiye’nin Yeşil Mutabakat ve 2053 Karbon Nötr yolculuğunda sadece yerel bir başarı değil, küresel bir iklim teknolojisi ihracatçısına dönüşme yolundaki en somut göstergelerden biridir.
Haber Kaynağı ve Görseli: Beaver Nexus
Bölgemizde imhası problem olan sera atıklarının ve zeytin ağacı budama atıklarının ayrıca belediyenin budama atıkları imhası artık sorun olmaktan çıkıp çiftçiye artı değer olarak geri dönecek projede emeği ve desteği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederiz